Yarıda Kalan Şeyler Anatomisi
Hepimizin yarıda kalmış birkaç cümlesi vardır. Kendimizden emin bir şekilde büyük bir hevesle sonunda ne olduğunu göremediğimiz o yola girmişizdir. O yol yarıda veya bir köşede unutulup kalabilir. Bir kitap yarıda bırakılır, bir proje rafta kalıp üstü tozlanır, her detayını düşündüğün hayalin gerçekleşmez ve içimizde kalır. Bazen çok konuşmak istersin ama o cümleler bir türlü ağzından çıkmaz. Tam olarak içinde kalanlar böyledir. Kendinle bile bu konuyu konuşmaya cesaret edemezsin.
Önce, bu yarım kalmışlıklarla baş edebileceğimizi düşünürüz; ama zaman geçtikçe o his bizimle birlikte yaşamaya devam eder. "Daha fazla çabalasaydım ya da çabalasaydı nasıl olurdu?" sorusu beynimizin içinde yankılanıp duruyor. Bu yankı sanki beynimizde bir kaçak varmış gibi bir anda olur. Ben bu sefer sistemimizdeki bu kaçaklara farklı bir yönden bakmak istiyorum.
Yarıda kalmışlık hissi aslında tamamen bizi biz yapan bir parça ise? Her şey tamam olsa ve sistemimizde hiçbir kaçak olmasa, içimizde böylesine doğal bir merak, geçmişe özlem ya da pişmanlık hissi olur muydu?
Belki de hayatımızdaki o eksik parçalar ile aslında kendi benliğimizin yapbozunu tamamlıyoruzdur. Demek istediğim o eksik parçalar belki tamamlanmaktan daha özeldir.
İnanıyorum ki bir gün hepimiz eksikliklerimizi bir şekilde tamamlayacağız. Ama o zamana kadar, bu hislerle, içimizde kalanlarla, "Tembellik Güncesi" ruhuna uygun bir şekilde buradayız.
Çok güzel düşündürücü , bir yazı olmuş ben de kendimce bir yorum eklemek istedim : Hayatta tamamlanmayan hiç birşey kalmaz aslında... Başka zaman ya da başka yerde tamamlanmıştır ya da tamamlanacaktır. Bu bizim isteğimize bağlıdır. Eksiklik dediklerimiz isteklerimiz ya da hayallerimizle örtüşmeyen şeylerdir. Bazı tamamlanmayan isteklerimizi gerçeğimizle yüzleşerek olduğu kadarıyla kabul edip bazıları için mücadeleye devam etmek gerekir. Umutla, sabırla, sebatla, metotla... 💪
YanıtlaSil